tekstilde ko kumlama işinde kitlesel işçi ölümleri
9 Haziran 2008
Tekstilde Kot Taşlama İşinde Kitlesel İşçi Ölümleri
Önce İstanbul Davutpaşa’daki patlama sonucu onlarca işçinin hayatını kaybetmesi, ardından Tuzla tersanelerindeki kolaylıkla önlenebilir “iş kazaları” nedeniyle gerçekleşen sürekli işçi ölümleri ve şimdi de bunların hepsinden daha beter bir felaket olan tekstil sektöründe çalışan kot taşlama işçilerinin kitlesel ölüm tehlikesi ülkemizdeki çalışma hayatının durumunu bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Tekstil sektörü hepinizin bildiği gibi dünya çapında çokuluslu dev şirketlerin aralarında en vahşi rekabeti sürdürdükleri ve özellikle genç işçileri acımasızca çalıştırdıkları alanların başında geliyor. Türkiye’nin yaklaşık 7 milyonluk sanayi ordusunun neredeyse yarısı tekstil sektöründe istihdam ediliyor. Aralarında kot taşlama işçilerinin de yer aldığı bu kesim, dünyanın her yerinde olduğu gibi en kötü şartlarda çalıştırılıyor: Hiçbir iş güvencesi olmayışı, sağlık koşullarına kesinlikle dikkat edilmemesi, sigorta yapılmaması, sendika olmaması ve tabii çalışma sürelerinin uzunluğu dikkate alındığında asgari ücretin bile çok altında ücretler…
İşte bu koşullar altında kot taşlayan tekstil işçileri silikozis hastalığına yakalanıyorlar. Silikozis nasıl bir hastalık?
Kot taşlama, kotların beyazlatılması, eskitilmiş görünüm verilmesi için, kumun kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemine verilen ad. Bu uygulama sırasında solunan tozlar akciğerde silikozis hastalığına yol açıyor. Silikozis yeni bir hastalık değil, esas olarak madenlerde, dökümhanelerde, tünel ve yol yapımı işlerinde, seramik vb işkollarında çalışan işçilerin silika tozuna (granit taş-kum tozu) maruz kalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Bilinen silikozis hastalığı en az 10 yıllık bir çalışma sonrası, silika içeren kumun veya tozun solunmasına bağlı olarak ortaya çıkan, nispeten yavaş seyirli bir hastalık. Hastalarda genelde 50-60’lı yaşlarda şikayetler başlıyor, zamanla akciğerin etkilenme derecesine bağlı olarak kalp yetmezliği gelişebiliyor. Hastalık aynı zamanda akciğerdeki koruyucu mekanizmaları zayıflattığı için verem gelişme riskini arttırabiliyor. Solunan toza karşı vücut savunmasının verdiği cevaba bağlı olarak akciğerlerde fibrozis denilen bir çeşit katılaşma oluyor. Belli bir dönemden sonra işçi o işten ayrılsa bile hastalık ilerleyebiliyor. Hastalığın ilerlediği durumlarda solunum giderek bozuluyor ve ne yazık ki hastalık ölümle sonuçlanabiliyor. İlerlemiş hastalığın şu an bilinen bir tedavisi yok. Çok zor olsa da akciğer nakli yapılabiliyor, fakat bazen bu durumda bile hastalık nüksedebiliyor. Kaldı ki, ülkemizde henüz gerçekleşen başarılı bir akciğer nakli söz konusu değil.
Kot taşlama işçilerinin durumu farklı
Tekstil işkolunun tamamında yaşanan çalışma şartlarına benzer biçimde, kot atölyelerinde işçiler günde ortalama 12 saat çalıştırılıyor. Bu işte kullanılan özel kum değerli olduğu için, patronlar kum zayi olmasın diye işçileri havalandırmanın olmadığı, hatta pencerelerin sıkı sıkıya kapatıldığı ortamlarda çalıştırıyor. Oysa bu işyerlerinde havalandırmanın çok iyi sağlanması ve işçileri kum tozunun karıştığı havayı solumamasını sağlayacak özel giysiler giymesi gerekiyor. Silikozis önlenebilir bir hastalık olmakla birlikte mevcut ağız maskeleriyle ondan korunmak mümkün değildir. Ya tamamen kapalı alanlarda, kolların dışarıdan robot-yapay kol gibi bir mekanizma içinden kullanıldığı sistemlerde yapılmalı ya da hava tüpleri kullanılan tüm vücudu örten özel giysiler giyilmeli, aynı zamanda kumlama yapılan alandan toz yayılması engellenmelidir. Ama değil özel kıyafetler, en basit ağız maskeleri bile tedarik edilmemiş kot taşlama işçileri yoğun toza uzun saatler boyu maruz kaldıkları için şimdi hastalığın tehdidi altındalar.
Hastalık genellikle madencilerde 20-30 yıllık çalışmadan sonra ortaya çıkıyor, ama kot taşlama işçilerinde olduğu gibi eğer çok yoğun toza maruz kalınırsa birkaç yıl hatta bazı durumlarda birkaç ay içinde bile gelişebiliyor.
Kaç işçi tehlikede, ne kadarı hasta?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın tahminlerine göre, şimdiye kadar en az 10 bin tekstil işçisi bu işte çalıştırılmış. 2-3 ay gibi çok kısa sürelerde de olsa bu işi yapan binlerce işçi soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidi altına yaşıyor. Sadece Bingöl’ün Karlıova ilçesinin, 300 haneli Taşlıcay Köyü’nde neredeyse her evde bir silikozis hastası var. İşçilerin birçoğu silikozis daha önce bu işkolunda görülmemiş bir hastalık olduğu için yanlış teşhis mağduru. Hastalığı teşhis edilmemiş ya da yanlış teşhis edilmiş işçiler nedeniyle silikozis hastası işçilerin sayısı tam olarak bilinemiyor, ancak binlercesinin hasta olduğu tahmin ediliyor. Sadece İstanbul’daki üç büyük hastanede (İÜ. Tıp Fakültesi, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi) bu yıl 100’ü aşkın silikozis hastası yatış yapmış, bu rakama polikliniklerde ayaktan tedavi olan işçiler dahil değil. İstanbul’da tespit edilen ölüm sayısı 20’yi aşkın, ancak rakam gerçekten çok uzak. Hasta işçilerden öğrendiğmiz teşhis konmadan ölen işçi arkadaşlarının sayısının bundan kat be kat fazla olduğu.
Bunlar sadece İstanbul’la ilgili kayıtlar, ancak durum İstanbul’la sınırlı değil. Sinop, Tokat, Bingöl, Siirt, Erzurum, Zonguldak ve Çorum’da da kot taşlama sonucu akciğerleri iflas edip memleketlerine dönen çok sayıda işçi var.
İstanbul’da kot taşlama sürüyor
Halen İstanbul’un Sultançiftliği, Küçükköy, İkitelli, Halkalı, Alibeyköy semtlerinde her türlü denetimden uzak çok sayıda kot taşlama atölyesi var. Sadece küçük taşeron atölyeler değil, büyük çokuluslu şirketler de!
Kot taşlama, küçük merdiven altı atölyelerin işi gibi yansıtılmaya çalışılıyor, ama bu atölyeler Lewis, Mavi Jeans, Strom Jeans, Adil Işık, Dolce Gabbana gibi büyük firmalar için çalışıyorlar. Büyük şirketler işleri taşerona vererek işçilerin iş güvenliğini sağlama koruma zorunluluklarını, iş kanununa aykırı şekilde yerine getirmemişler ve binlerce işçinin sağlığıyla oynamışlardır.
Bu felaketin sorumlusu AKP hükümeti ve onun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıdır!
Bu sosyal felaketten birinci derecede sorumlu olan kot taşlama işine uluslararası rekabet nedeniyle sessiz kalan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve onun bağlı olduğu AKP hükümetidir. Sosyal güvenlik hakkı; Anayasa ile devlet güvencesi altına alınmış en temel insan haklarından biridir. Anayasanın 49. maddesinde herkesin çalışma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve gene anayasanın 60. maddesi uyarınca da devletin sosyal güvenliği sağlayacak tüm tedbirleri almakla yükümlü olduğu açıkça düzenlenmiştir. Buna rağmen; işçiler kot taşlama atölyelerinde sigortasız çalıştırılmış ve sosyal güvenlik haklarından mahrum bırakılmışlardır. Şimdi hastalıkla mücadele eden işçiler sosyal güvenceden yoksun bir halde, yeşil kartın sağladığı sınırlı sağlık hizmetlerinden yararlanmaya çalışmaktadırlar.
İş güvenliği ve işçi sağlığı koşullarını yerine getirmeyen işyerlerine işletme izni vererek faaliyette geçmelerine neden olan; gerekli denetimleri yapmayan, bu şekilde çalışan işyerlerine yaptırım uygulamayan, işçilerin sosyal güvenlik haklarını koruma altına almayan ve patronların işçileri göz göre göre katleden uygulamasına göz yuman Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik derhal istifa etmelidir! Ayrıca, Bakanlığa bağlı İş Teftiş Kurulu müfettişleri, denetlemeleri usulüne uygun yapmadıkları ve bu atölyelerin faaliyetlerini durdurmadıkları için yargılanmalıdırlar! Çokuluslu şirketlerin hesabına Türkiye çalışma hayatını Afrika’ya benzetmeye çalışan AKP hükümeti hesap vermelidir!
Türkiye’den değil Washington’dan ve Brüksel’den yönetilen AKP hükümeti, dünya çokuluslu şirketlerinin çıkarları doğrultusunda ve onların hizmetinde memleketimizin genç işçilerini bile bile ölüme gönderiyor. Bu sağlıksız koşullar altında ve üç kuruş paraya istihdam edilen işçiler ülkemizin geleceğidir. Oynanan oyun ülkemizin geleceğiyle ilgilidir. “Uluslararası rekabet nedeniyle böyle davranmak zorundayız!” demek Türkiye’nin çalışma hayatını Afrika ülkelerininkine benzetmeye çalışmak demektir.
Hükümet derhal kum taşlama yolu ile yapılan yıpratma işini yasaklamalı diğer kot ağartma yöntemleri de gerekli tedbirler alınarak gerçekleştirilmelidir. Birçok işçinin başlangıçta şikayeti olmayacağı için hükümet açıklama yaparak kot taşlama işinde çalışmış bütün işçilerin sigortası olsun olmasın devlete ait bir göğüs hastalıkları birimine başvurması ve buralarda ücretsiz kontrollerinin yapılması çağrısını medya yoluyla yapmalıdır. İşyerlerinin çoğu küçük olduğu veya işverenler ortadan kayboldukları için işçilerin tazminat davalarının normal süreç içinde sonuçlanması zordur. Bu nedenle tazminat haklarının öncelikle yerine getirilebilmesi için devlet kurumlarının öncelikle sorumluluğu üstlenmeleri gereklidir.
Ancak, bunun ötesinde, bütün işçilerin hayatlarını şerefle sürdürecekleri bir ücrete ve çalışma koşullarına sahip olacakları, emeklilerin haysiyetli bir yaşam sürecekleri, herkesin çalışma hakkına sahip olduğu bir Türkiye’nin inşası için her şeyden önce Washington’dan ve Brüksel’den yönetilmeyi reddedecek bir egemen Kurucu Meclis’e ihtiyaç vardır. Böyle bir meclisin oluşturulması için İşçi Kardeşliği Partisi olarak elimizden gelen her çabayı göstereceğimiz gibi, işçilerin çıkarlarından ayrı çıkarımız olmadığını dosta düşmana bu vesileyle bir kere daha ilan eder, tekstil işçilerinin ve bütün işçilerin kurtuluşunun da bu yoldan geçeceğini belirtiriz.
İŞÇİ KARDEŞLİĞİ PARTİSİ
Merkez Yürütme Kurulu
09.06.08